|
Kur'ân-ı Kerim, her biri batılı İlim adamları tarafından
araştırma konusu yapılan tıp, astronomi, jeoloji, botanik
gibi çeşitli bilim dallarına temel teşkil edecek bilgiler
veriyor(1), Özellikle insan sağlığını ilgilendiren tıbbî
konular önemli bir yer tutuyor(2). Aynı şekilde
Peygamberimiz (sav)'in de sağlıkla ilgili pek çok hadis-i
şerifleri var. İşte tıbb-ı Nebevi bunlardan oluşuyor.
Aslında biz müslümanlar, Hz. Muhammed (sav)'i tabîb-i kulûb,
yani inançsızlıktan ruhları ve dünyaları kararmış insanlara
hayat bahşeden, gönül aydınlığı ve ebedî kurtuluş getiren "kalblerin
tabibi" olarak tanırız.
Hz. Peygamber (sav)'in tıbba dair hadisleri tabib gözü ile
ele alınırsa bir bölümünün genel tıp konularına, fakat pek
çoğunun koruyucu hekimliğe, bir kısmının da tedavi edici
hekimliğe ait ilaç tariflerinden ibaret olduğu görülür.
Bunlar tıbbî tavsiye, öğüt ve reçeteler de olarak
özetlenebilir. Bu hadisler bugünkü tıbbi telakkilerimize
uygunluk göstermesinden başka, Arap yarımadasındaki tıbbi
uygulamaları düzeltmek ve tababete ilmi bir hüviyet
kazandırmak gibi önemli bir rol oynamış ve ortaçağa hakim
olan bir İslâm tababetinin doğmasına sebep olmuştur(3).
Gerçekten o devirde Araplar tababet konusunda çeşitli yanlış
telakki ve uygulamalara sahip bulunuyorlardı. Bu konuda şu
örnekler verilebilir(4,5):
Araplar beraberlerinde bir tavşan kemiği taşıdıkları
takdirde hastalıklardan korunacaklarına inanırlar; yılan
sokmuş bir kimseyi yılanın zehiri vücutta yayılmasın diye
uyutmaz, üstüne başına ziller takarlardı. Korkmuş bir
kadının yüreğinin soğuduğuna inanarak sıcak su içirirlerdi.
Çocukların çürük dişlerini güneşe doğru attıkları takdirde
yeni dişlerin muntazam çıkacağına inanırlar, şaşılığı
değirmen taşına baktırarak tedavi ederler, yaraları kızgın
demirle dağlar, vebadan korunmak için merkep gibi anırırlar,
hastaları kâhinlere götürür, sihir yapar, tapınaklara kurban
keser, böylece hastaların içine girmiş şeytanların
çıkacağına inanırlardı. Hz. Peygamber (sav) yukarıda
zikredilen batıl ve ilmî değeri olmayan bu uygulamaları
kaldırmış, tababete yeni bir anlayış getirmiştir. Şöyle ki,
tabib olmayanların hasta tedavi ettikleri takdirde
verdikleri zararın ödetilmesi, tabiblerin alacağı ücretin
meşru olduğu, bulaşıcı hastalıklara karşı korunma, salgının
bulunduğu yere girmemek ve bu yerde bulunuyorsa dışarı
çıkmamak (karantina), vücut temizliği, yiyeceklerin ve çevre
temizliğine önem vermek, yiyecek ve içeceklerde itidali
muhafaza etmek, hastalanınca tedavi olmak ve tedaviye
inançla bağlanmak, hastalıklarda çeşitli tedavi usulleri
tarif ederek bir ilaç telakkisi oluşturmak, haram nesnelerle
tedavi yapılmaması gibi tavsiyeler yanında, hastalık anında
hazık (mütehassıs) hekime müracaat etmek, cahil tabiblerden
uzak durmak gibi çok önemli konulara temas buyurmuşlardır.
Bu konuda pek çok örnekler verilebilir (3,4,5,6,11).
1) "Kim bilgisi olmadığı halde hekimlik yapmaya kalkışırsa,
sebeb olacağı zararı öder." (Ebu Davud, Diyat 23; Nesai,
Kasame 41; İbni Mace, Tıb 16).
2) Sad İbn Vakkas hastalanmış Hz. Peygamber (sas) ziyaretine
gitmiş. Sad'ı evinde hasta yatar görünce Haris bin Kelde'yi
çağırın, O iyi bir hekimdir, sizi tedavi etsin" buyurmuştur.
(Ebu Davud, Tıb 12).
3)"Allah derdi de çareyi de verdiği gibi her dert için bir
ilaç yaratmıştır. Bu sebeble tedaviye devam ediniz. Fakat
haramla tedavi etmeyiniz." (Ebu Davud, Tıb 11).
4) "Allah şifanızı sarhoşluk veren şeylerde yaratmamıştır."
(Buhari, Eşribe 15).
5) "İki nimet vardır ki, insanların çoğu bunda aldanmıştır:
Sıhhat ve boş vakit." (Buhari, Rikak 1; Tirmizi, Zühd 1; İbn
Mace, Zühd 15)
6) "Lanetlenmiş iki şeyden sakının:
- Ya Rasulallah o iki şey nedir?" dediler. Peygamber
Efendimiz (sas):
-"İnsanların gelip geçtiği yola ve gölgelendiği yere abdest
bozmaktır." buyurdu. (Müslim, Taharet 68; Ebu Davud, Taharet
15; Ahmet bin Hanbel, Müsned 2/372).
7) "Sizden biriniz durgun suya bevl etmesin." (Buhari, Vudu
68; Müslim, Taharet 94; 96; Ebu Davud, Taharet 36).
8) "Hastayı üç gün geçmeden yoklamayınız." (Ramuz'el-Ehadis
2/489).
9) "Bir yerde veba olduğunu işitirseniz oraya girmeyiniz.
Bulunduğunuz yerde veba vukua gelirse oradan ayrılmayınız."
(Buhari, Tıb 30; Müslim, Selam 92, 93, 94, 98, 100)
10) Cüzzamlıdan aslandan kaçar gibi kaçınız." (Buhari, Merda
19; A. Bin Hanbel, Müsned, 2/443).
11) "Cüzzamlıyla aranızda bir mızrak boyu mesafe olduğu
halde konuşunuz." (Ramuz el-Ehadis 2/471).
12) "Köpek bir kabı yalarsa onu yedi defa yıkayın. O yedinin
birinde toprakla temizleyin." (Buhari, Vudu 33; Davud,
Taharet 37; Tirmizi, Taharet 68)
13)"Size ne oluyor ki, dişleriniz sararmış olduğu halde
yanıma geliyorsunuz. Misvak kullanınız." (A. b. Hanbel,
Müsned 1/214).
14) "Misvak hakkında tavsiyelerimi size çok tekrarladım." (Buhari,
cuma 8; Nesai, Taharet 5; A.b. Hanbel, Müsned 3/143; Darimi,
Vudu 18)
15) "Allah temizdir, temizi sever. Etrafınızı temizleyiniz."
(Tirmizi, Edeb 41).
16) "Temizlik imanın yarısıdır." (Müslim, Taharet, 1;
Tirmizi, Daavat 86; A.b. Hanbel Müsned 4/260, 5/342, 343,
344, 363, 370, 372; Darimi, vudu 2).
17) "Her müslümanın yedi günde bir yıkanması Allah'ın onun
üzerinde hakkıdır." (Müslim, Cuma 9).
18) "Yiyecek ve içeceklerinizin kaplarının ağzını açık
bırakmayınız." (Müslim, Eşribe 96, 98; Ebu Davud, Eşribe 22;
Tirmizi Et'ime 15).
19) "Efendimizin en çok sevdiği elbise hiberadır." (Hibera
Yemende yapılan yeşil, pamuklu bir hırkadır) (A.b. Hanbel,
Müsned 3/292; Değişik bir lafızla Ebu Davud, Libas 12).
20) "İçkide şifa yoktur." (Darimi, Eşribe 6).
21) "Sarhoşluk veren her içki haramdır." (Buhari, Edeb 80;
Müslim Eşribe 73, 75; Ebu Davud Eşribe 5).
22) "İçkiden sakının. Zira o her kötülüğün anahtarıdır."
(Hakim, Müstedrek; Beyhaki, Şiabül-İman; Ramuz el-ehadis,
1/212).
23) "Kadınlaşan erkeklere, erkekleşen kadınlara Allah lanet
eder." (Feyzül Kadir 5/271).
24) "Size denk olan kadınlarla evleniniz." (İbn Mace, Nikah
47).
25) "Ey gençler topluluğu, evlenmeye gücü yeten evlensin.
Çünkü gözü korur... Evlenmeye gücü yetmeyen oruç tutsun." (Buhari,
Nikah 3,60).
26) "Oruç tutunuz ki sıhhat bulasınız" (Feyzül Kadir 4/212).
27) "İnsanlar madenler gibidir. Eğer dinde anlayışını
derinleştirebilirse cahiliyede hayırlı olan İslam’da da
hayırlıdır." (Buhari, Enbiya 19).
28) "Budala (dini diyaneti iyi olmayan) kadınlara
çocuklarınızı emzirtmeyiniz. Zira tesir eder." (Kenzül-İrfan).
29) "Seyahate çıkınız, sıhhat bulursunuz." (Taberanî)
30) "Beş şey fıtrattandır: Bıyıkları kesmek, kasık kıllarını
tıraş etmek, koltuk altı kıllarını yolmak, tırnakları kesmek
ve sünnet olmak." (Buhari, Libas 63, 64; Müslim, Taharet 49,
50).
Şimdiye kadar zikredilen hadis-i şerifler genel tababet ve
koruyucu hekimliğe dair seçtiklerimizdir. Biraz da tedavi
konusunda örnekler verelim.
Hz. Peygamber (sas) kendisine müracaat eden kimselere ya bir
ilaç tavsiye eder ya da hekime gönderirdi.
1) "İsmid (sürme taşı) çekin. O gözü açar ve kirpikleri
besler." (Tirmizi Libas 23; Ahmet bin Hanbel, Müsned 3/476).
2) "Gözü ağrıyan birisine Hz. Peygamber Efendimiz (sas) "Sabur
ile tedavi et" buyurdu." (Müslim, Hac 89, 90).
3) Çörek otu ölümden başka her derde devadır. (Buhari, Tıb
7).
4) Şifa üç şeydedir: Bal şerbeti içmek, hacamat vurmak,
dağlamak. {Dağlama daha sonra men edilmiştir.) (Buhari, Tıb
3; Ahmed bin Hanbel, Müsned 1/246).
5) "Ud-u hindi (kustu hindi) kullanmaya devam ediniz. Onda
yedi türlü şifa vardır. Uzre, (bademcik iltihabında) boğaza
üflenir. Zatülcenbde hastaya içirilir." {Buhari, Tıb 10;
Müslim, Selam 86,87; İbn Mace, Tıb 12, 17).
6) "Umeys'in kızı Esma müshil olarak şubrun kullanıyordu. Hz.
Peygamber Efendimiz (sas) keskin ve ağırdır buyurdu. Sonra
Esma sena otu kullandı." (Tirmizi, Tıb 30)
7) "Peygamber Efendimiz (sas) baş ağrısından şikâyet eden
bir kimseye kan aldırmasını tavsiye etti." (Müslim, Selam
71).
8)" Resulullah (sav)'in kanının durdurulması şu şekilde
yapıldı. Hz. Ali kalkanın içinde su getirdi. Hz. Fatıma
O'nun kanını yıkadı, sonra bir hasır yakıldı. Ve onun külü
ile yara kapatıldı. (Buhari, Vudu 72; Tirmizi, Tıb 34, İbn
Mace, Tıb 15; Ahmet bin Hanbel, Müsned 5/330, 334).
9) "Hz. Peygamber ateşli bir kadının su ile serinletilmesini
tavsiye etti." (Müslim, Selam 82).
10) Hz. Peygamber (sas) dövme (tatuağe) yaptırmayı
yasaklamıştır." (Buhari Tıb 26, Libas 86; Ebu Davud Libas
8).
11) "Peygamber Efendimiz (sas) kesilmiş burnun tamiri
mülahazasıyla altından burun yapılmasına müsaade etmiştir."
{Tirmizi, Libas 31).
Hz. Peygamber (sas)'in tıp ile ilgili hadisleri ta
başlangıçtan itibaren dikkati çekmiş, muhaddisler tarafından
meşhur altı hadis kitabı (kütub-i sitte)’nın müellifleri,
eserleri arasında tıbb-ı Nebevî'ye müstakil bir kitap veya
bölüm ayırmışlardır. Buhari kitabu't-tıb ve kitabu'l-merda,
başlığı altında iki bölüm, Ebu Davud kitabu't-tıb diye bir
bölüm, Tirmizi cami olarak adlandırılan eserinde tıp
bölümüne yer vermiştir. Keza İbni Mace, Müslim, Nesei, Ahmet
Bin Hanbel, İmam Malik eserlerinde tıpla ilgili hadislere
yer vermişlerdir. Daha sonra müstakil olarak tıbb-ı Nebevî
adını taşıyan eserler yazılmıştır. İlk Tıbb-ı Nebevi H. 120.
yılında yaşamış Abdül-Melik B. Habib tarafından yazılmıştır.
(7)
Brokelman ve Katip Çelebi 10'dan fazla Arapça Tıbb-ı Nebevi
olduğundan bahsederler. Bundan başka Farsça, Urduca ve
Türkçe Tıbb-ı Nebeviler mevcuttur. İstanbul kütüphanelerinde
20'nin üstünde Türkçe Tıbb-ı Nebevi’nin bulunduğunu tesbit
ettik.(3). Osmanlı döneminde son yazılan Tıbbı Nebevî Dr.
Hüseyin Remzi Bey (1896)’e aittir.(12). Cumhuriyet döneminde
bu konuda Mahmut Denizkuşları tarafından Bursa İslâm
Enstitüsü'nde bir doktora tezi yapılmıştır.(9) Yakın
zamanlara kadar İslâm ülkelerinde Tıbb-ı Nebevi kitapları
bir sağlık el kitabı olarak elden ele dolaşmıştır.
Bugün Hz. Peygamber (sas)'in tıbbî hadisleri yukarıda ifade
edildiği gibi tıbbî telakkilerimize uygunluk göstermektedir.
Bu hadisler, tıp sahasındaki bugünkü gelişmelerden asırlar
önce ifade buyrulduğu için, bir tıbbî hikmet, hatta tıbbî
mucize telakki edilmelidir. Bundan böyle tıbb-ı Nebevî
çalışmaları hadis âlimleri ile birlikte konu ile ilgili
ihtisas dalından hekimler tarafından müştereken
yapılmalıdır.(13)
KAYNAKLAR
1. Bucaille, M.: La bible, le coran et la Science (çev.
Yıldırım, S.) Silm Matbaası İzmir, 1981.
2. Opitz, K.: Kur'ân'da tababet (çev. Uzluk. F.N.) Ankara
Ü.Tıp Fakültesi yayınları No: 240, A.Ü. Basımevi, 1971.
3. Ataseven, A.: Kırk tıbbı hadis Tıbb-ı Nebevi"
(hazırlanıyor)
4. Corci Zeydan: İslâm Medeniyeti tarihi (terc. Megamiz, Z.)
Cilt III. İstanbul sh. 35, 1876.
5. Tahirül-Mevlevi: Müslümanlığın medeniyete hizmetleri
(sadeleştiren Sert, A.) cilt I. İstanbul sh. 57, 1974.
6. Sarı (Akdeniz. N.: Tıbb-ı Nebevi, Yeni Symposium. 19:65,
Nisan 1981.
7. Küçük, R.; Tıbbı Nebevi literatürü üzerine bir deneme.
İlim ve Sanat sayı 3. Eylül-Ekim 1985.
8. Ataseven A.: Tıbbı Nebevi'den bahisler, bulaşıcı
hastalıklar. İslâm Mec. cilt 1 sayı 1sh, 52 Temmuz 1984.
9. Denizkuşları, M.: Peygamberimiz ve Tıp Doğuş matbaası.
İst. 1981.
10. Ataseven. A.: Sünnet "Hitan" Hekimler Birliği Vakfı
Kandil Matbaası Ankara, 1985.
11. Aşçıoğlu, Ö.: Tıbb-ı Nebevi'de Dermatoloji. Gevher
Nesibe Bilim haftası ve tıp günleri, sh. 518, 1982.
12. Dr. Hüseyin Remzi: Tıbb-ı Nebevi (Osmanlıca) İstanbul,
1324/1906.
13. Ataseven, A.: Tıbb-ı Nebevi (Dr. A. Ata)
Not:Prof.
Dr. Asaf ATASEVEN Yazısıdır. |